Şu sisteme yenik düşmek olayı var ya hani; daha doğduğum anda yenik düşmüşüm ben. Daha doğrusu zamanında annemle babam -o nesil işte- yenik düştüğü için bende otomatikman 'yenik düşen neslin yetiştirdiği bir çocuk' olarak 'sisteme yenik düşmemek' eyleminin nasıl yapıldığını dahi bilmiyorum. Öyle ki; yetiştirilme sürecimde sistemin bir parçası olarak yeşerdiğimden, görevlerimi nasıl yerine getirceğimi net bir şekilde biliyorum. Birileri bir şey söylüyor ve ben yapıyorum. Bırak sisteme karşı çıkmayı aileme bile bir çok konuda karşı çıkmadım. Ailemi üzmeyen bir çocuk olmakla da ayrıca gurur duyarım(!) Onların laftan anlayan ne yapması gerektiğini bilen mükemmel evlatlarıyım. Sisteme karşı çıkmak olgusu da neymiş ben o sistem için büyütüldüm ve önümüzdeki 4-5 sene sonunda da görevlerimi yerine getirmeye başlayacağım. Süper.
Kurulu düzene hizmet için üretilen bir robot o düzenin vahşiliğini nasıl algılar? O düzen içinde her güzel şey, güzel; her kötü şey, kötü. Başkasını bilmeden, görmeden, daha farklı olabileceğini düşünebilir mi insan? Bilmiyorum, yaşadığım hayat o kadar enteresan ki. Benim hizmet ettiğim şeylerin yanında bana da hizmet edenler olduğu sürece keyfim yerinde olacak sanırım. Acımasız! Acımasız olan hayat değil, acımasız olan benim. Öyle gördüm ve bu gerçekten bir bahane değil, bu bir gerçek. Etrafımdaki herkes kadar acımasız, duyarsız, insan olmayan bir insanım. Bu halimden midem bulanıyor. 'Bu insan değil' dediğim, aşağıladığım insanların yanında kendimi nasıl da insan görüyorum. Hepimiz götü tavanlara kadar çıkmış mahluklarız, öyle ki baş aşağı yürüyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder