Tam dört gündür içimde biriktiriyorum. O kadar doldum ki. Onu düşün, bunu düşün. Saçma sapan olayların içinde ilerliyorum. Üstelik hiç biri beni ilgilendirmiyor. Ama ben her zamanki gibi o sorun arayan beynimle kafama takıyorum. Korktuğum şey başıma geliyor sanırım. Hiç bir şeyden keyif alamaz oldum. Belki de depresyona giriyorumdur. BÖyle bir isyanlar... Bak normalde buraya yazarken rahatlarım, kafam dağılır ama şuanda bundan bile tatmin olmuyorum. Allahım!!! Dün bütün günümü kendime ayırdım. Öneceden planlamıştım, güzel bir kahvaltı sonra dizi sonra odamı toparlarım kolye yaparım keyifli geçiririm günümü diyordum. Bu dediklerimin hepsini yaptım. Sonuç; hiç. Yattım uyudum. Belki de diğer herşeyi olduğu gibi kendimi de programlıyorumdur. Bir çok şeye şartalndığım doğru ama artık sıkıldım. Şuanda bornozumlayım, banyodan yeni çıktım, saçlarım da ıslak. Geldim yazıyorum. Bunu programlamamıştım bak. Hoşuma gitti. Sadece kendimi rahat bırakmam gerekiyor. Son zamanlarda kapana kısılmış gibiyim anlayacağın. Yazarken düşünmezdim hiç, öyle akardı kelimeler. İlk defa duraksayarak yazıyorum. Bunları kimse okumasın ya. Cidden. Çok anlamsız değil mi?
Bir de şu flört olayları çok saçma gelmeye başladı.
24 Kasım 2010 Çarşamba
31 Ekim 2010 Pazar
Bu Gece Çok güldüm.
Mesela çok güldüysem başıma birşey mi gelmeli? Yoo hayır bunu kabul etmiyorum! yani bugece çok eğlendim o bir gerçek. Bob Dylan dinlememe neden olucak kadar çok eğlendim, o kadar ki kafam biraz güzel - gerçi kafamın güzel olduğunu hep söylerler, hoş bir bayanımdır-. Herneyse bu akşam fazla samimi olmadığm insanlarla takıldım ve acaip eğlendim. Yani neden yazıyorum onu bile bilmiyorum, o kadar eğlendim yani... Öyle yazasım geldi, anlamsız... Yarına ve kendime karşı bir sürüüü sorumluluğum varç Napcam acaba? Çok tuhaf. Gidip uyusam aslında en mantıklı olanı yapmış olucam ama uyuyasım yok... amaaan şuanda tam sevdiceğimle sohbet etme modundayım ama yok işte, kader napalım... Şuanda alakasız gelcek ama çocuk yapmayı isteyince de sevgili yapmayı isteyince de olmuyo -gerçi çocuk yapmakla ilgili etraftan duyduğum şeyler bunlar ama olmuyomuş öyle diyolar-. Demek ki bir şeyi çok istersen olur muhabbeti yalan! İnanmayın arkadaşım, dolandırıyolar, aldatıyolar. Hayır bugün Taksimde canlı bomba patlamış 22 kişi yaralanmış, adamın sevgilisi olsa belki evinde takılıyo, ordan geçmiyo olcaktı ya da çocuğu olsa onu okulundan almaya gidiyo olcaktı yine ordan geçmicekti... Anlam yükleyemediğimiz işler bunlar. Fena. Nerden nereye geldim. Bu benim en kötü huyum lanet bi konuyu belirleyip o konuda yazamıyorum ya da belirlediğim konu hep aynı boktan şey oluyo. Sanırım boktan olan benim bu durumda. Saat 3e geliyo ben hala müzik dinliyorum sonra yan odamdaki kahpe gelip küfredince de laf ediyorum sinirden elim titriyo. Bu saatte git yat uyu di mi? Ama yok Pırıl öle şey yapmaz bu saatte uyumaz. Yazdıklarımı normalde yayınlamadan önce bir kere daha okurum ama gerçekten gücüm yok, zaten bugün otob,ste saçımdan bok böceği çıktı sinirim bozuk. Tekrar okuyamıcam bi de yani :O İdare etmeyi öğrenmek, şükretmeyi bilmek, azla yetinebilmek gerek. Hadi o zaman Pırıl uyur.
21 Ekim 2010 Perşembe
koymuyorumlanbaşlıkalhepsinideküçükharfleyazdımboşluktabırakmadımnapcan?!
Salinger denen adamın Catcher In The Rye -Çavdar Tarlasında Çocuklar- adlı romanını okudunuz mu? Şu anda okuduğum kitap o. Sürekli 'Eee şimdi?' diyerek okuyorum; ama hiç bir bok olduğu yok! Cidden! İşin tuhafı içimde işe yaramaz bir erkek çocuğu yaşattığımı keşfettim. Artık ben değil o konuşuyor sanki. Öyle garip bir hale soktu beni. Artık kendi kendime konuşurken daha da isyankarım, küfrediyorum, içimden değil dışımdan bağırıyorum, daha az umursuyorum, daha çok siktir diyorum. Evet küfrediyorum. Bekliyorum.
Yavrucak kim bilir ne zamandır orda tutsak. Güneşi ilk kez görmüşçesine saldırıyor her yere.Bekliyorum işte, sakinleşir belki diye. Gerçi sakinleşmesini de istemiyorum pek, bu hali hoşuma gidiyor -kimse duymasın-. Öyle etkilendmi ki; konuşmam, düşünmem yürüyüşüm rahatladı. Kendimi o kadar sıkmışım ki; şimdi onun her hareketi beni eğlendiriyor. Kızdığım herşeye küfrediyorum -itiraf ediyim hala içimden küfrediyorum; ama ediyorum, sayıp sövüyorum-.
Sanırım bu kitabı ömrüm boyunca bitirip bitirip baştan okumam gerekicek.
Kişisel gelişim diyolar ya... Lanet saçmalık. Kişi tek başına gelişemez. Geliştiğini paylaşamazsa o bir bok değildir. Kişisel gelişen mahlukat hangi cehenneme gidiyorsa gitsin. Bencil it. Evet kişisel gelişen her insan bencil bir itten farksızdır!
Yavrucak kim bilir ne zamandır orda tutsak. Güneşi ilk kez görmüşçesine saldırıyor her yere.Bekliyorum işte, sakinleşir belki diye. Gerçi sakinleşmesini de istemiyorum pek, bu hali hoşuma gidiyor -kimse duymasın-. Öyle etkilendmi ki; konuşmam, düşünmem yürüyüşüm rahatladı. Kendimi o kadar sıkmışım ki; şimdi onun her hareketi beni eğlendiriyor. Kızdığım herşeye küfrediyorum -itiraf ediyim hala içimden küfrediyorum; ama ediyorum, sayıp sövüyorum-.
Sanırım bu kitabı ömrüm boyunca bitirip bitirip baştan okumam gerekicek.
Kişisel gelişim diyolar ya... Lanet saçmalık. Kişi tek başına gelişemez. Geliştiğini paylaşamazsa o bir bok değildir. Kişisel gelişen mahlukat hangi cehenneme gidiyorsa gitsin. Bencil it. Evet kişisel gelişen her insan bencil bir itten farksızdır!
8 Ekim 2010 Cuma
Rüya
Çok fazla bilgisayar oyunu oynamış olmam karşı tarafı bi hayli etkiliyo. Hatta öyle bir hal alıyo ki asılmalarına neden oluyo... Sonra içlerinden biri şanslı çıkıyo ve film başlıyo. Derken düğünler, halaylar, havai fişekler...
Bir gün o dallamalardan seçilmiş olanı gözlerini açıyo ve benim bilgisayar oyunu oynayan 'erkek arkadaşı' diil sevgilisi olduğumu görüyo. Sonra... Napacağını bilemeyip arkasına bakmadan kaçıyo. Bende oynadığım bütün bilgisayar oyunlarına hatta erkeklerin oynaması gereken ve benim bunca zamandır oynadığım tüm oyunlara lanet ediyorum.
Bir gün o dallamalardan seçilmiş olanı gözlerini açıyo ve benim bilgisayar oyunu oynayan 'erkek arkadaşı' diil sevgilisi olduğumu görüyo. Sonra... Napacağını bilemeyip arkasına bakmadan kaçıyo. Bende oynadığım bütün bilgisayar oyunlarına hatta erkeklerin oynaması gereken ve benim bunca zamandır oynadığım tüm oyunlara lanet ediyorum.
23 Eylül 2010 Perşembe
Bugün içimden ağlıyorum. Yarın kahkahalar atıyor olucam.
Arkadaşlarımın arkadaşlıklarının dağıldığını görüyorum. Tıpkı bir yangını izler gibi... Birbirlerine o kadar değer veren insanlar arkalarını dönüp önce yavaşça yürümeye sonra da koşmaya başladılar. Bense hepsinin ilk adım attığı yerde oturuyorum. Bir sağıma bir soluma, hangisi nereye gidiyor diye bakıyorum. Sudaki buz parçası gibiyiz, parçalandıkça daha kolay eriyoruz.
İşin buruk yanı hiçbiri bana bakmıyor. Birbirlerinden uzaklaşmaya o kadar meraklılar ki; yerinde durmayı başaranları göremiyorlar.
Hepimiz yalnız kalıcaz. Birbirimizin yokluğuna mahkum olduk. Bugün içimden ağlıyorum, görmesinler diye. Yarın kahkahalar atıyor olucam, onlardan çok uzakta. Kötü.
İşin buruk yanı hiçbiri bana bakmıyor. Birbirlerinden uzaklaşmaya o kadar meraklılar ki; yerinde durmayı başaranları göremiyorlar.
Hepimiz yalnız kalıcaz. Birbirimizin yokluğuna mahkum olduk. Bugün içimden ağlıyorum, görmesinler diye. Yarın kahkahalar atıyor olucam, onlardan çok uzakta. Kötü.
16 Eylül 2010 Perşembe
BAYKUŞ
Sıyırmama az kaldı. Gerçi bu 'AZ'lık ölçü olarak bir ömür sürer heralde. Ölene kadar delirmem diye düşünüyorum. Anlatcağım çok şey var. Tek bir konudan değil de bu ara başıma gelen birçok olaydan bahsedesim var ama tabii bunu yapabilmem için yüzyıllarca yazmam gerekebilir. Son haber; ölü birine aşık olmuş olmam! Gerçi ölmeseydi de imkansız bir aşk olurdu ama ölmesi işleri pek kolaylaştırmadı. 2 gün önce O'nun yaşamıyo oluşuna ağladım ve bunu izlediğim orta halli duygusal bir filmi(ni)n ardından yaptım. Ayrıca şuanda dinlediğim şarkıyı yazarken dinlemek için özel olarak seçmiştim ve O'ndan bahsetmek gibi bir niyetim yoktu. Tamamen tesadüf, konuya cuk oturdu.Writing to reach you(TRAVIS)dinliyorum. Herneyse... Ölü adama aşığım, mükemmel! -CANDY'i izleyin!-
Uzun süredir evimdeyim. Çok keyifsiz, yorucu, gözyaşıyla dolu, buruk bir ev gezisi oldu. Ananem öldü.
O'nun öldüğünü öğrendiğimde yazlıktaydım. O öldü, ben balıklarla yüzdüm. Çok güzeldi. Sonra geldim O'na baktım, uyuduğunu gördüm, dua ettim, eve döndüm.
Kocaman bir aileyi birbirne yapıştıran kadın artık yok ve ben korkuyorum. Değişimden korkuyorum. Hiç bu kadar korkmamıştım. Hatta çok severdim kendisini. Demek ki sevgi bazı koşullar altında değişebiliyormuş, ne acı. Özür dilerim.
İnsan hayatı belirsiz ve ölüm her yeni olayın başlangıcı.
Uzun süredir evimdeyim. Çok keyifsiz, yorucu, gözyaşıyla dolu, buruk bir ev gezisi oldu. Ananem öldü.
O'nun öldüğünü öğrendiğimde yazlıktaydım. O öldü, ben balıklarla yüzdüm. Çok güzeldi. Sonra geldim O'na baktım, uyuduğunu gördüm, dua ettim, eve döndüm.
Kocaman bir aileyi birbirne yapıştıran kadın artık yok ve ben korkuyorum. Değişimden korkuyorum. Hiç bu kadar korkmamıştım. Hatta çok severdim kendisini. Demek ki sevgi bazı koşullar altında değişebiliyormuş, ne acı. Özür dilerim.
İnsan hayatı belirsiz ve ölüm her yeni olayın başlangıcı.
22 Ağustos 2010 Pazar
Mutlu olcaksan Çükünü Takip Et Bari
cinsiyetlerin kişilklere ne çok şey kattığını yeni farkediyorum. insanlar çükleri uğruna inanılmaz hatalar yapabiliyor. belki de doğru olan çükünü takip etmektir, ondan da pek emin değilim. herkese biraz mesafeli mi durmalı yoksa sana yanaşınca mı tepki vermeli ya da her şart altında içinden geldiği gibi davranıp kendini kasmamak mı gerek?
bi arkadaşım seks yüzünden sevgilisinden ayrılamadığını söyledi. ne büyük olay?! aşk falan bahane ya cidden.
küstürüyorum kendimi ve buna engel olmak için hiç bişi yapmıyorum. adam sandların son filminde bekar bi eleman var ben onun dişi versiyonu olcam. evet büyüyünce bekar olcam haha... bunu okuyan varsa sözüm onadır; devamını okuma arkadaşım hiç bi konu yok kafamda içimi döküyorum, kafamı toparlayamıyorum zaten. en iyisi okuma sen bunu... ömrünün bilmem kaç dakikasını ziyan etmiyim.
gelelim asıl konuya; BİTMEYEN HÜZÜN!
gelelim asıl olaya; AĞLAYAMAM!
bu yazı burda biter.
bi arkadaşım seks yüzünden sevgilisinden ayrılamadığını söyledi. ne büyük olay?! aşk falan bahane ya cidden.
küstürüyorum kendimi ve buna engel olmak için hiç bişi yapmıyorum. adam sandların son filminde bekar bi eleman var ben onun dişi versiyonu olcam. evet büyüyünce bekar olcam haha... bunu okuyan varsa sözüm onadır; devamını okuma arkadaşım hiç bi konu yok kafamda içimi döküyorum, kafamı toparlayamıyorum zaten. en iyisi okuma sen bunu... ömrünün bilmem kaç dakikasını ziyan etmiyim.
gelelim asıl konuya; BİTMEYEN HÜZÜN!
gelelim asıl olaya; AĞLAYAMAM!
bu yazı burda biter.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)