31 Ekim 2010 Pazar

Bu Gece Çok güldüm.

Mesela çok güldüysem başıma birşey mi gelmeli? Yoo hayır bunu kabul etmiyorum! yani bugece çok eğlendim o bir gerçek. Bob Dylan dinlememe neden olucak kadar çok eğlendim, o kadar ki kafam biraz güzel - gerçi kafamın güzel olduğunu hep söylerler, hoş bir bayanımdır-. Herneyse bu akşam fazla samimi olmadığm insanlarla takıldım ve acaip eğlendim. Yani neden yazıyorum onu bile bilmiyorum, o kadar eğlendim yani... Öyle yazasım geldi, anlamsız... Yarına ve kendime karşı bir sürüüü sorumluluğum varç Napcam acaba? Çok tuhaf. Gidip uyusam aslında en mantıklı olanı yapmış olucam ama uyuyasım yok... amaaan şuanda tam sevdiceğimle sohbet etme modundayım ama yok işte, kader napalım... Şuanda alakasız gelcek ama çocuk yapmayı isteyince de sevgili yapmayı isteyince de olmuyo -gerçi çocuk yapmakla ilgili etraftan duyduğum şeyler bunlar ama olmuyomuş öyle diyolar-. Demek ki bir şeyi çok istersen olur muhabbeti yalan! İnanmayın arkadaşım, dolandırıyolar, aldatıyolar. Hayır bugün Taksimde canlı bomba patlamış 22 kişi yaralanmış, adamın sevgilisi olsa belki evinde takılıyo, ordan geçmiyo olcaktı ya da çocuğu olsa onu okulundan almaya gidiyo olcaktı yine ordan geçmicekti... Anlam yükleyemediğimiz işler bunlar. Fena. Nerden nereye geldim. Bu benim en kötü huyum lanet bi konuyu belirleyip o konuda yazamıyorum ya da belirlediğim konu hep aynı boktan şey oluyo. Sanırım boktan olan benim bu durumda. Saat 3e geliyo ben hala müzik dinliyorum sonra yan odamdaki kahpe gelip küfredince de laf ediyorum sinirden elim titriyo. Bu saatte git yat uyu di mi? Ama yok Pırıl öle şey yapmaz bu saatte uyumaz. Yazdıklarımı normalde yayınlamadan önce bir kere daha okurum ama gerçekten gücüm yok, zaten bugün otob,ste saçımdan bok böceği çıktı sinirim bozuk. Tekrar okuyamıcam bi de yani :O İdare etmeyi öğrenmek, şükretmeyi bilmek, azla yetinebilmek gerek. Hadi o zaman Pırıl uyur.

21 Ekim 2010 Perşembe

koymuyorumlanbaşlıkalhepsinideküçükharfleyazdımboşluktabırakmadımnapcan?!

Salinger denen adamın Catcher In The Rye -Çavdar Tarlasında Çocuklar- adlı romanını okudunuz mu? Şu anda okuduğum kitap o. Sürekli 'Eee şimdi?' diyerek okuyorum; ama hiç bir bok olduğu yok! Cidden! İşin tuhafı içimde işe yaramaz bir erkek çocuğu yaşattığımı keşfettim. Artık ben değil o konuşuyor sanki. Öyle garip bir hale soktu beni. Artık kendi kendime konuşurken daha da isyankarım, küfrediyorum, içimden değil dışımdan bağırıyorum, daha az umursuyorum, daha çok siktir diyorum. Evet küfrediyorum. Bekliyorum.
Yavrucak kim bilir ne zamandır orda tutsak. Güneşi ilk kez görmüşçesine saldırıyor her yere.Bekliyorum işte, sakinleşir belki diye. Gerçi sakinleşmesini de istemiyorum pek, bu hali hoşuma gidiyor -kimse duymasın-. Öyle etkilendmi ki; konuşmam, düşünmem yürüyüşüm rahatladı. Kendimi o kadar sıkmışım ki; şimdi onun her hareketi beni eğlendiriyor. Kızdığım herşeye küfrediyorum -itiraf ediyim hala içimden küfrediyorum; ama ediyorum, sayıp sövüyorum-.

Sanırım bu kitabı ömrüm boyunca bitirip bitirip baştan okumam gerekicek.


Kişisel gelişim diyolar ya... Lanet saçmalık. Kişi tek başına gelişemez. Geliştiğini paylaşamazsa o bir bok değildir. Kişisel gelişen mahlukat hangi cehenneme gidiyorsa gitsin. Bencil it. Evet kişisel gelişen her insan bencil bir itten farksızdır!

8 Ekim 2010 Cuma

Rüya

Çok fazla bilgisayar oyunu oynamış olmam karşı tarafı bi hayli etkiliyo. Hatta öyle bir hal alıyo ki asılmalarına neden oluyo... Sonra içlerinden biri şanslı çıkıyo ve film başlıyo. Derken düğünler, halaylar, havai fişekler...
Bir gün o dallamalardan seçilmiş olanı gözlerini açıyo ve benim bilgisayar oyunu oynayan 'erkek arkadaşı' diil sevgilisi olduğumu görüyo. Sonra... Napacağını bilemeyip arkasına bakmadan kaçıyo. Bende oynadığım bütün bilgisayar oyunlarına hatta erkeklerin oynaması gereken ve benim bunca zamandır oynadığım tüm oyunlara lanet ediyorum.

23 Eylül 2010 Perşembe

Bugün içimden ağlıyorum. Yarın kahkahalar atıyor olucam.

Arkadaşlarımın arkadaşlıklarının dağıldığını görüyorum. Tıpkı bir yangını izler gibi... Birbirlerine o kadar değer veren insanlar arkalarını dönüp önce yavaşça yürümeye sonra da koşmaya başladılar. Bense hepsinin ilk adım attığı yerde oturuyorum. Bir sağıma bir soluma, hangisi nereye gidiyor diye bakıyorum. Sudaki buz parçası gibiyiz, parçalandıkça daha kolay eriyoruz.

İşin buruk yanı hiçbiri bana bakmıyor. Birbirlerinden uzaklaşmaya o kadar meraklılar ki; yerinde durmayı başaranları göremiyorlar.

Hepimiz yalnız kalıcaz. Birbirimizin yokluğuna mahkum olduk. Bugün içimden ağlıyorum, görmesinler diye. Yarın kahkahalar atıyor olucam, onlardan çok uzakta. Kötü.

16 Eylül 2010 Perşembe

BAYKUŞ

Sıyırmama az kaldı. Gerçi bu 'AZ'lık ölçü olarak bir ömür sürer heralde. Ölene kadar delirmem diye düşünüyorum. Anlatcağım çok şey var. Tek bir konudan değil de bu ara başıma gelen birçok olaydan bahsedesim var ama tabii bunu yapabilmem için yüzyıllarca yazmam gerekebilir. Son haber; ölü birine aşık olmuş olmam! Gerçi ölmeseydi de imkansız bir aşk olurdu ama ölmesi işleri pek kolaylaştırmadı. 2 gün önce O'nun yaşamıyo oluşuna ağladım ve bunu izlediğim orta halli duygusal bir filmi(ni)n ardından yaptım. Ayrıca şuanda dinlediğim şarkıyı yazarken dinlemek için özel olarak seçmiştim ve O'ndan bahsetmek gibi bir niyetim yoktu. Tamamen tesadüf, konuya cuk oturdu.Writing to reach you(TRAVIS)dinliyorum. Herneyse... Ölü adama aşığım, mükemmel! -CANDY'i izleyin!-

Uzun süredir evimdeyim. Çok keyifsiz, yorucu, gözyaşıyla dolu, buruk bir ev gezisi oldu. Ananem öldü.

O'nun öldüğünü öğrendiğimde yazlıktaydım. O öldü, ben balıklarla yüzdüm. Çok güzeldi. Sonra geldim O'na baktım, uyuduğunu gördüm, dua ettim, eve döndüm.

Kocaman bir aileyi birbirne yapıştıran kadın artık yok ve ben korkuyorum. Değişimden korkuyorum. Hiç bu kadar korkmamıştım. Hatta çok severdim kendisini. Demek ki sevgi bazı koşullar altında değişebiliyormuş, ne acı. Özür dilerim.

İnsan hayatı belirsiz ve ölüm her yeni olayın başlangıcı.

22 Ağustos 2010 Pazar

Mutlu olcaksan Çükünü Takip Et Bari

cinsiyetlerin kişilklere ne çok şey kattığını yeni farkediyorum. insanlar çükleri uğruna inanılmaz hatalar yapabiliyor. belki de doğru olan çükünü takip etmektir, ondan da pek emin değilim. herkese biraz mesafeli mi durmalı yoksa sana yanaşınca mı tepki vermeli ya da her şart altında içinden geldiği gibi davranıp kendini kasmamak mı gerek?
bi arkadaşım seks yüzünden sevgilisinden ayrılamadığını söyledi. ne büyük olay?! aşk falan bahane ya cidden.
küstürüyorum kendimi ve buna engel olmak için hiç bişi yapmıyorum. adam sandların son filminde bekar bi eleman var ben onun dişi versiyonu olcam. evet büyüyünce bekar olcam haha... bunu okuyan varsa sözüm onadır; devamını okuma arkadaşım hiç bi konu yok kafamda içimi döküyorum, kafamı toparlayamıyorum zaten. en iyisi okuma sen bunu... ömrünün bilmem kaç dakikasını ziyan etmiyim.

gelelim asıl konuya; BİTMEYEN HÜZÜN!
gelelim asıl olaya; AĞLAYAMAM!


bu yazı burda biter.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Küfreden Kız; Hiç Bi Bok Yaptığın Yok

bilemiyomuşsun!!! salak neyi biliyorum dedin ki bu zamana kadar? birbiriyle çelişen bi dolu laf etmekten başka ne yaptın acaba? kur bile yapamıyosun, ne istediğini bilmiyosun. şu anda istemediğin şeyi 15 sene sonra isticeksin o zamanda elinde hiç bişi olmıcak bunu göremiyosun. insanları uzaklaştırıyosun, egonu böyle mi tatmin ediyosun? gerizekalı, hatta beynini kullanmaktan aciz küçücük bi yaratıksın. ölsen ,yaşasan kimin umrunda olur? bi ailen üzülür, onlarda mecburiyetten. sarhoşsun. ellerin hafif, başın normalden 5 kilo daha ağır. ha bi de sinirlisin. ne için olduğunu biliyo musun bari? ne için sinirlisin, ne için üzgünsün, ne için kızgınsın yaa, ne için?! cevap verebiliyo musun lanet olası. o kadar basitsin ki bunu bildiğin halde gözünün önünde durmaması için sürekli üstünü bişilerle örtüyosun. her sıkılışında örtecek yeni bişi buluyosun. bulamadığın zaman nolcak? intihar mı etceksin? yok onu yapamazsın, çok günah dimi? cehennemden mi korkuyosun, zaten kendini oraya hapsetmedin mi? sana dair o kadar çok küfrüm var ki hepsini bağıra bağıra söylesem yine de rahatlamam!!!kendine neden yapıyosun bunu...

ne olucak sonun hiç blmiyorum. sürükleniyosun ve bunun farkında olduğun halde bişi yapmıyosun. bu mu senin hayata bakışın? basitsin ama bu kadar çok mu? ne istiyosun evlenip birinin seni becermesini ve çocuğunun olmasını mı? sen onu da beceremezsin ya neyse. şu camdan duvarlarının içine ediyim! gerizekalı.

sarhoşsun, mükemmel.yarın nolcak? babanın parasını harcamaya devam etceksin. hatta bu sarhoşluğunu da ona borçlusun telefon edip teşekkür etmelisin. sana sarhoş olma imkanı tanıdığı için babanı öpmelisin , onu sevdiğini söylemelisin, evet bunu yapmalısın.

ne yapıyosun? çok ruhsuzsun, ölmelisin.yalnız ölceğini nasılsa kabullendin. kabullendin dimi? hayır hala kabullenmediysen durumun çok kötü. içinde hala mutlu olcağına dair umutların var dimi? haha acıncak durumdasın. sen sevmeyi biliyo musun ki? sevilmekten başka ne yaptın. sevmeyi öğrenmek için bile uğraşmadın.senden bi bok olmaz içinde yaşatttığın umutları da bi an önce yok et. yavaş olcak olan ölümün en azından acısız olsun. hiç bişi beklemeden yavaş yavaş öl. ve sarhoşluğun hep devam etsin.

ne yapıyosun? insanlar sana yazdıklarımı okur die mi düşünüyosun? merak etme kimse okumaz. sen önemsizsin bunu sakın unutma. önemsiz olmanı önemseyenler olur belki, onlara aldanma sakın!

ne yapıyosun? hiç bi bok yaptığın yok, git yat.


bunların hepsini kendime yazdım
sevgilerle